20 Temmuz 1937 tarihli Son Telgraf gazetesinin sararmış bir sayfası…
Manşetler dünyadaki savaşları, devlet krizlerini, cepheleri anlatıyor. Ama sayfanın bir köşesinde, bugün dönüp baktığımızda kürek camiası için paha biçilemez bir satır yer alıyor:
“Ulu Önder dün, Florya’da, Güneş kürekçilerine iltifat ettiler.”
Bir günlük haber gibi duruyor. Oysa bu satır, Türk kürek tarihinin en anlamlı anlarından birini kayda geçiriyor.
Gazetenin aktardığına göre; uzun mesafe idmanı yapmak maksadıyla Florya’ya gitmiş olan Güneş Kürekçileri, dördü tek, dördü çift olmak üzere sekiz tekne ile Florya önlerinde kürek çekmektedir. Bu disiplinli ve estetik manzara, akşamüstü gezintisine çıkan Ulu Önder’in dikkatini çeker. Verilen emir üzerine tekneler Atatürk’ün önünde sıralanır. Sporcular, hep bir ağızdan üç kez “sağ ol” diye seslenirler.
Gazete diliyle kısa, sade ve net…
Ama sahnenin ağırlığı çok büyüktür.
Haberde yazdığı üzere Atatürk sporcuların yanına gider, onlarla konuşur ve iltifatlarda bulunur. Ardından, tekçiftelerden biriyle gezmek arzusunu ifade eder. Çetin adlı tekneye geçer ve yaklaşık on dakika boyunca kürek çeker. Bu ayrıntı, bir devlet gazetesinde yer alacak kadar olağan görülmüştür; çünkü o dönemde spor, devlet aklının doğal bir parçasıdır.
Bu olay benim için sadece bir gazete kupürü değildir.
Galatasaray’a ilk transfer olduğum yıllarda tanıma fırsatı bulduğum, kürek sporunun en beyefendi isimlerinden rahmetli Emin Gezgöç’ten bu hikâyeyi bizzat dinledim. Kendisi o gün oradadır. Güneş Kulübü sporcusu olarak bu ana tanıklık etmiş, hatta Atatürk’e kürek çekmeyi fiilen gösteren isimlerden biri olmuştur. Anlattıkları; abartısız, gösterişsiz ama son derece vakur bir tanıklıktı.
Bugün kulüplerimizin ofislerinde duvarları süsleyen, Atatürk’ün tekçifte çekilmiş o meşhur fotoğrafı, işte bu günün yaşayan hatırasıdır. O kare; bir liderin spora uzaktan bakan değil, bizzat içine giren tavrını simgeler. Küreğin yalnızca bir yarış değil, bir kültür ve karakter meselesi olduğunu hatırlatır.
Son Telgraf’ın o küçük haberi sayesinde bugün şunu net biçimde söyleyebiliyoruz:
Atatürk, küreği bir tesadüf olarak değil; disiplin, estetik ve beden terbiyesinin doğal bir parçası olarak görmüştür.
Bu yüzden bu anı, geçmişte kalmış hoş bir detay değildir.
Kürek camiası için bir pusuladır.
Saygıyla, sevgiyle ve rahmetle…
Yalçın Özcan
Denizciler Spor Kulübü
Bu satırları, hem o gazete sayfasına hem de bu mirası taşıyan herkese borç bilerek yazdım.
