Türkiye’de sporun yalnızca bir beden faaliyeti değil, bir karakter ve medeniyet meselesi olarak ele alınmasının en güçlü örneklerinden biri, Mustafa Kemal Atatürk’ün kürek sporuna duyduğu özel ilgidir.
Atatürk için kürek; disiplin, ritim, denge ve insanın doğayla kurduğu doğrudan ilişkinin simgesidir. Bu ilgi, tribünden izleyen bir devlet adamının merakı değil; bizzat tekneye binip kürek çekmeye uzanan bir ilgidir.
1935 yılının Haziran ayında Florya’da yaşanan ve bugün hâlâ kürek camiasında bir efsane olarak anlatılan bu buluşma, Atatürk’ün spora bakışını ve kürek sporunun Cumhuriyet dönemindeki yerini anlamak açısından benzersizdir.
Bu anı, hem dönemin elit bir kürekçisi hem de ileride Türkiye’nin en saygın bilim insanlarından biri olacak olan Bedii Gorbon, Prof. Dr. Bedii Gorbon, kendi tanıklığıyla aktarmaktadır.
Aşağıda yer alan metin, Hisarbank Kültür Yayınları tarafından yayımlanan Atatürk ve Spor adlı eserin 42. sayfasından alınmıştır ve Atatürk’ün kürekle kurduğu doğrudan ilişkinin en canlı anlatımlarından biridir.
“Gazi, Florya’da Bizi Bekliyor; Kürek Çekecek…”
Hiç unutmam; sene 1935 ve tarih de 29 Haziran’dı. Galatasaray Lisesi’nde son sınıf talebesiydim. Rahmetli Müdür Muavini Muslih Peykoğlu akşam çıkışta beni bekliyordu. “Yürü haydi gidiyoruz” dedi. “Nereye” diye sordum. Cevap vermedi. Doğru Bebek’e gittik. Galatasaray Kulübü Denizcilik Lokali Bebek’teydi o zamanlar. Hoca, tek çifte futayı denize indirmemi istedi. Futayı denize indirdim. Ancak ondan sonradır ki bana şu hususu açıkladı: “Gazi, Florya’da bizi bekliyor; kürek çekecek”, dedi. İşte o anda büyük bir heyecanın tüm benliğimi kapladığını hissettim. Adeta tir tir titriyordum.
Bir motor bizi aldı, Florya’ya götürdü. Köşkün önünde futayı motordan denize indirdik. Biraz sonra Atatürk köşkün iskelesinde göründü. Ayağında lastik pabuçlar, elinde sigarası, üstünde de slip bir yün mayo vardı. Gazi’yi ilk defa yakından görüyordum. Ne büyük insandı. Futaya bindi. Elli metre kadar kürek çektikten sonra yoruldu. Bana dönerek:
-“Senin çok acayip bir sandalın var!..” dedi. “Biraz sen kürek çek de göreyim…”
Tam kırk beş dakika Atatürk’ü dolaştırdım. İnsana müthiş hamle veren hali vardı. O zamanlar Türkiye rekoru bendeydi. Eğer kronometre tutulsaydı, bu rekoru çoktan kırmış olurdum o gün.
Gazi bu geziden çok memnun olmuştu. Köşkün rıhtımına çıkınca bana döndü:
– “Ne arzu ediyorsun?..” diye sordu.
Ne isteyebilirdim? Zaten dilim tutulmuştu. Onun varlığı benim için en büyük mükafat değil miydi?
– “Sağlığınız paşam dedim”
Hangi kulüpten olduğumu sordu. Galatasaraylı olduğumu söyledim. “Bütün arkadaşlarının gözlerinden öperim” dedi, bizi eliyle selamladı.
Hiç durmadan futa ile Bebek’e kadar kürek çektim. Kulübe geldiğim zaman haberi duyan bütün arkadaşların heyecan içinde beni beklediklerini gördüm. O gece heyecanımdan sabaha kadar uyuyamadımdı…”
1935, 29 Haziran Florya
Prof. Dr. Bedii Gorbon: Bilim İnsanı, Kürekçi, Tanık
Bu anlatının gücü, yalnızca Atatürk’ün kürek çekmiş olmasından değil; buna tanıklık eden kişinin kim olduğundan gelir.
Bedii Gorbon, 22 Şubat 1915’te İstanbul’da doğmuş; Galatasaray Lisesi’nden 1935’te mezun olmuş, ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirerek Türkiye’de modern cerrahinin öncülerinden biri haline gelmiştir.
Fransa ve İngiltere’de ileri cerrahi çalışmalar yapmış, Fransa Tıp Akademisi üyeliğine seçilmiş, Légion d’Honneur nişanı ile onurlandırılmıştır.
Ancak onu bu anlatıda özel kılan bir başka yönü daha vardır:
Bedii Gorbon, gençlik yıllarında tek çifte, iki çifte ve dört tek sınıflarında Türkiye şampiyonlukları yaşamış; Türkiye’de ilk tek çifte (dirsekli ve dümencisiz) birinciliğini kazanan sporcu olmuştur.
Yalçın Özcan
29 Haziran 2025


